Image Hosted by ImageShack.us
Menü
  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Arşiv
  • Rss
  • Son Yazılarım
  • ...:::DİNİ HİKAYELER VE KISSALAR:::...
  • Başlıksız
  • Başlıksız
  • Çanakkale’de destanlar yazan bir mücahid: SEYİT ONBAŞI
  • HoŞGeLDİN RAMaZAN..
  • ORUÇTAKİ GÜZELLİKLER..
  • Tarihten Alacağımız Dersler Var..!
  • ---BERAAT KANDİLİ---
  • BATIL...
  • FESAD NeDiR..?
  • TAKVA
  • FİTNE
  • TAĞUT
  • İLAH
  • CUMA'ya ÖZeL..
  • ÂHİR ZAMAN...
  • Peygamberimiz (A.S) Dünyaya Geliyor
  • BESMELE
  • HİCRET..
  • SÜNNET
  • Tavsiye Siteler
    Ey İnsanlar


    Günlük Söz
    Sorularla İslamiyet
    Başörtü
    Image Hosted by ImageShack.us
    Blogcu Arkadaşlar
  • ahsennur
  • 1984nilufer
  • dualarla
  • yolcugidiyor
  • fuadyusufoglu
  • cennetgozlumasilsevdam
  • 114
  • affeyleallahim
  • ustadbediuzzaman
  • amenna
  • resulevuslat
  • mnelam
  • allame
  • sahabeler
  • mevlana1
  • canacansin
  • avsarkizi
  • 93busra
  • bennur76
  • alternative
  • sohbetsevenler
  • agustosyagmuru50
  • sevgiyolcusu
  • abdulhamid
  • nurluyollar
  • aydanur42
  • ankebutulu13
  • islaminyukselisi
  • 61kubra61
  • sanageleyim
  • 02323
  • usta28
  • Son Dakika Haberleri
    <
    Gazete
    Reklam

    BİR mumda SEN yak

    <- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->



    8/8/2007

    FESAD NeDiR..?

    Arapça olan fesad kelimesi, Fe-Se-De fiil kökünden gelir. Lûgatta: "Herhangi bir şeyin itidalden (faydalı ve âdil olmaktan) çıkması(1) mânâsınadır. Fahruddin-i Razi: "Fesad, bir şeyin faydalı olmaktan çıkmasıdır. Bunun zıddı ise,salâhtır."(2) şeklinde tarif etmiştir. Usûl-i fıkıh kitaplarının tamamında "maslahat" üzerinde hassasiyetle durulur. Genellikle maslahatlar; "zarûriyat, hâciyat ve tahsiniyat" kısımlarına ayrılmıştır.(3) Maslahat Arapça bir kelime olup Sa-Le-Ha fül kökünden gelmektedir. Bu fesadın zıddı olup, iyi olma, düzelme, menfaat ve iyiliğe vasıta olma gibi mânâlara gelir.(4) Zıddı ise, mefsedettir.İslâm dini insanların canlarını, mallarını, akıllarını, dinlerini ve nesillerini korumayı "zaruriyat" mertebesinde görmüştür. Bu sebeple dinî hükümler; maslahatı celb ve mefsedeti (fesadı) defetme esasına dayanır. Nitekim İslâm ûleması: "Had cezalarının tatbikinden maksad, insanlığı fitne ve fesaddan kurtarmaktır."(5) diyerek, bu inceliğe işaret etmişlerdir.Hevâ ve heveslerini ilâh edinen insanlar, yeryüzünde kendi keyiflerine göre bir sistem kurmayı arzu ederler. Dünyevî şehvetlerini ve hırslarını tatmin için her yola başvururlar. Hedeflerine varabilmek için hiç bir kaide ve kural tanımazlar. Diğer insanların haklarına ve hürriyetlerine tecavüz ederler. İşte yeryüzünde fesadın kaynağı budur. İbn-i Kaffâl (ra)'m "fesad" ile ilgili açıklamasında bu nokta sarihtir: "Allahû Teâla (cc)'ya açıkça isyan, yeryüzünü fesada vermek olarak kabul edilmiştir. Çünkü İslâmî hükümler; insanlar için va'az olunmuş bir takım kanunlardır. İnsanlar buna sımsıkı sarıldıkları zaman, düşmanlık ortadan kalkar ve herkes kendi ameliyle meşgul olur. Böylece hem yeryüzünün, hem de orada yaşayan insanların salâhı gerçekleşir. Ancak insanlar İslâm'a sımsıkı sarılmayı bırakıp, herkes kendi nefsinin arzuladığı şeyleri yapmaya başlarsa, o zaman fesad ortaya çıkar." Mesele bu açıdan ele alındığı zaman, yeryüzündeki fesadı ve fesadın kaynağını tesbit etmek kolaylaşır. Kâfirler ve münafıklar; gayrımeşrû amelleriyle fesadı gündeme getirirler. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de: "İnsanlardan öyle kimseler vardır ki, kendileri iman etmiş olmadıkları halde, `Allah'a ve ahiret gününe inandık derler. Halbuki onlar inanıcı (insan)lar değildir. Allah'ı da iman edenleri de (güya) aldatırlar. Halbuki onlar kendilerinden başkasını aldatmazlar da, yine farkına varmazlar. Kalplerinde bir maraz (hastalık) vardır onların. Allah'da marazlarmı (hastalıklarını) arttırmıştır!... Yalan söylemekte oldukları için de onlara açıklı bir azab vardır. Kendilerine `yeryüzünde fesad çıkarmayın' denildiği zaman `Biz ancak ıslâh edicileriz' derler. Gözünüzü açın!.. Onlar muhakkak ki fesadçıların (müfsidlerin) ta kendilerdir. Fakat şuurlarını işletemezler."(6) hükmü beyan buyurulmuştur. İnsanların toplum içerisindeki haklarını tesbit etmek ve cemiyet düzenini tesis etmek, siyasetle yakından alâkalıdır. Malûm olduğu üzere siyaset; "insanları dünya ve ahirette kurtulacakları yola irşad etmekle, onların salâh ve menfaatlerine çalışmak" şeklinde tarif edilmiştir(7) (bkz.: "Siyaset" mad.). İnsanların hevâ ve heveslerini tatmine yönelen "zâlim siyaset" fesadın yayılmasına vesile olur. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de: "İnsanlardan öyle kimseler vardır ki, onun dünya hayatına âid sözü hoşunuza gider. Ve o (kimse) kalbinde olana Allah'ı şahid tutar. Halbuki o düşmanların en amansızıdır. O iktidara (velâyete) geldiğinde, yeryüzünde fesad çıkarmaya, ekini ve nesilleri helâk etmeye koşar. Allah ise fesadı sevmez."(8) hükmü beyan buyurulmuştur. Fahruddin-i Râzi, bu âyet-i kerimeleri tefsir ederken şunları zikreder: "Fesad kelimesini `tahrip etme' mânâsına alan kimse şöyle demiştir: Allahû Teâla (cc) bu kelimeyi önce icmâlen (genel olarak) zikredip liyufside fiha (orada fesad çıkarmak için) buyurmuş, sonra da bunun tafsilatını anlatarak ve yuhlikel harse ve'n-nesl (ekini ve nesli helâk etmek için) buyurmuştur. İfsadı `şüphe uyandırmak' ile tefsir eden kimse şöyle demektedir: Hak din; birincisi ilim, ikincisi de amel olan iki şeyden meydana geldiği gibi, bâtıl din de birincisi şüpheler, ikincisi de çirkin fiiller olmak üzere iki şeyden meydana gelmektedir. İşte burada Allahû Teâla (cc), ilk önce bu insanın şüphelerle meşgul olmasından bahsetmiştir ki, li yûfside fihe (orada fesad çıkarmak için) sözünden murad da budur. Daha sonra Cenab-ı Hak, bu kimselerin çirkin fiillere yönelmesini zikretmiştir. Bu da Allahû Teâla (cc)'nin ve yuhlike'l-harse ven-nesl (ekini ve nesli helâk etmek için) buyruğu ile murad edilendir. Hiç şüphe yok ki bu açıklama daha uygundur."(9) Muhakkak ki zâlim siyasette; hem tahrip etme, hem şüphe uyandırma, geçerli birer usûldür. Günümüz müslümanları, düşmanın en amansızı olan zâlim politikacıları, daha yakından tanıma imkânma sahip olmuştur. Yeryüzünde fesad çıkaranlar (kâfirler ve münafıklar), kalben korkaktırlar ve hırs sebebiyle birbirleriyle yardımlaşırlar. Hatta birbirlerinin velâyeti noktasında çok hassastırlar. Bu hakikat, tarih boyunca hissedilmiş ve yaşanmıştır. Dolayısıyla mü'minlerin (muslihlerin), fesada ve müfsidlere karşı ortak bir cephe meydana getirmeye gayret etmeleri zaruridir. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de: "Kâfir olanlar bile birbirlerinin velisidirler. Eğer siz bunu yapmazsanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesad (fesâdun kehiyr) olur."(10) hükmü beyan buyurulmuştur. Günümüzde fitne ve fesadın iktidarı, bütün müesseseleriyle ayaktadır. Müslümanlar ise, birbirlerinin velâyetine râzı olmamanın ızdırabını yaşamaktadırlar.Allahû Teâla (cc)'nın indirdiği hükümlerle hükmedilen dârul-İslâm'da fesad gündeme girebilir mi? Kur'ân-ı Kerîm'de:"Allah'a ve Rasûlüne (ve mü'minlere) harp açanların, yeryüzünde (yol kesmek sûretiyle) fesadçılığa koşanların (yes'avne fiyle ardı fesâden) cezası; ancak öldürülmeleri, ya asılmaları (idam edilmeleri) yahud (sağ) elleriyle (sol) ayaklarını çaprazvâri kesilmesi, yahud da (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Âhirette ise onlara pek büyük bir azab vardır. Şu kadar ki siz kendileri üzerine kadir olmazdan evvel, tevbe edenler müstesnadırlar. Biliniz ki şüphesiz Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir."(11) hükmü beyan buyurulmuştur. Yeryüzünü fesada veren veya fesadı başka türlü izale edilemeyen kimselerin öldürülmesi caizdir.(12) Resûl-i Ekrem (sav)'in: Yol kesen kimse mal alırsa eli kesilir, öldürürse öldürülür, hem mal alır, hem öldürürse idam edilir.(13) buyurduğu sabittir. Şurası muhakkaktır ki fesad; dâru'I-İslâm'da da daima gündeme girebilir. Nitekim fûkaha "fesad ehli nasıl cezalandırılmalıdır?" sualine, şer'i şeriften delil getirerek cevap verıniştir.Hevâ ve heveslerini ilâh edinen zümreler; yeryüzünde, fesadın iktidarını sağlamış ve bunun devamı için müesseseler kurmuştur. Müslümanlara (muhlislere) düşen görev, şikayet ve sızlanmayı bir tarafa bırakıp, Allahû Teâla (cc)'nın râzı olacağı amelleri ihlâsla edâ etmeleridir. Bu gerçekleşmediği müddetçe, fesadm iktidarı devam eder. Zira sünnetullahta değişme olmaz. Firaset sahibi mü'minlerin, müfsidlere karşı sünnete uygun mücadele vermeleri zaruridir.

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


    Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

    0 Yorum Yazılmıştır

    Sehadete Davet
    Allah'ım! Recep ve Şaban ayını bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır.(Amin)Camiü's-Sağîr, 2:90; Râmuzu'l-Ehâdis, 532
    Bannerlar
    Hazirlayan : Sehadete Davet
    Esma'ül Hüsna
    Veda Hutbesi

    Veda Hutbesi

    Bismillahirrahmanir rahim

    EY İNSANLAR!

    Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyor um, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

    İNSANLAR!

    Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


    ASHABIM!

    Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


    ASHABIM!

    Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

    ASHABIM!

    Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


    İNSANLAR!

    Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

    İNSANLAR!


    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

    hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


    MÜ'MİNLER!


    Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

    MÜ'MİNLER!

    Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


    ASHABIM!

    Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

    İNSANLAR!

    Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

    İNSANLAR!

    Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

    İNSANLAR!

    Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

    "-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

    Sohbet

    Namaz Zamani
    Hadis Ve Dua

    Dosyalar
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Kuranı Kerim
    Günün Resmi
    Günlük Yazi
    Ziyaretçi
    [youtube=425,350]http://www.youtube.com/watch?v=d0C-QvQS9Ds&eurl[/youtube]
    © <$Blogcuya Uyarlama$> Düzenleyen AFFEYLE_ALLAHIM