Image Hosted by ImageShack.us
Menü
  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Arşiv
  • Rss
  • Son Yazılarım
  • ...:::DİNİ HİKAYELER VE KISSALAR:::...
  • Başlıksız
  • Başlıksız
  • Çanakkale’de destanlar yazan bir mücahid: SEYİT ONBAŞI
  • HoŞGeLDİN RAMaZAN..
  • ORUÇTAKİ GÜZELLİKLER..
  • Tarihten Alacağımız Dersler Var..!
  • ---BERAAT KANDİLİ---
  • BATIL...
  • FESAD NeDiR..?
  • TAKVA
  • FİTNE
  • TAĞUT
  • İLAH
  • CUMA'ya ÖZeL..
  • ÂHİR ZAMAN...
  • Peygamberimiz (A.S) Dünyaya Geliyor
  • BESMELE
  • HİCRET..
  • SÜNNET
  • Tavsiye Siteler
    Ey İnsanlar


    Günlük Söz
    Sorularla İslamiyet
    Başörtü
    Image Hosted by ImageShack.us
    Blogcu Arkadaşlar
  • ahsennur
  • 1984nilufer
  • dualarla
  • yolcugidiyor
  • fuadyusufoglu
  • cennetgozlumasilsevdam
  • 114
  • affeyleallahim
  • ustadbediuzzaman
  • amenna
  • resulevuslat
  • mnelam
  • allame
  • sahabeler
  • mevlana1
  • canacansin
  • avsarkizi
  • 93busra
  • bennur76
  • alternative
  • sohbetsevenler
  • agustosyagmuru50
  • sevgiyolcusu
  • abdulhamid
  • nurluyollar
  • aydanur42
  • ankebutulu13
  • islaminyukselisi
  • 61kubra61
  • sanageleyim
  • 02323
  • usta28
  • Son Dakika Haberleri
    <
    Gazete
    Reklam

    BİR mumda SEN yak

    <- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->



    30/7/2007

    İLAH

      Resûl-i Ekrem (sav): "İnsanlar Lâ ilâhe illâllah deyinceye kadar (onlarla) cihada memur oldum. Şimdi her kim `Allah'dan başka ilâh yoktur' (Lâ İlâhe İllâllah) derse, canını ve malını benden korumuş olur. Ancak hakkı ile olursa (yani kalben tasdik ederek söylerse) ne alâ!. Aksî durumda da hesabı Allahû Teâla (cc)'ya kalmıştır."(1) buyurduğu bilinmektedir.

     

      İmam-ı Muhammed (rh.a) bu hadis-i şerifi zikrettikten sonra: "Netice olarak bir kimse malûm olan şirk itikadının hilâfı olan tevhidi ikrar ettiği zaman, İslâm'a girişine hükmolunur. Çünkü gerçek itikadını (kalbî durumunu) tesbit etme imkânımız yoktur. Neyi ikrar ettiğini duyarsak, o inançta olduğuna hükmederiz.(2) demiştir. Bir kimsenin, lâ İlâhe illâllah demesi; dünyevî ve ûhrevî, bir çok hükmü beraberinde getirir. Dolayısıyla mükellefin bu ikrarı ile "neleri reddettiğini" iyi bilmesi gerekir. Bu sebeple İlâh kavramı oldukça önemlidir.

    İlâh kelimesi E-Le-He veya E-Li-He fiilinden gelir. Lûgatta; kulluk etmek, tutkun ve düşkün olmak, şaşırıp kalmak, ısınmak, yönelmek ve alışmak gibi mânâlara gelir. Râğıb el Isfahanî: "Allah ismi celâlinin aslı ilâhtır. Başındaki hemze hazf edilip, önüne elif lâm getirilerek şânı yüce Rabbimizin ismi olmuştur. Bununla beraber ilâh kelimesini insanlar, ibadet ettikleri her şeyin ismi yapmışlardır. Güneşe ilâhe adını vermişlerdir. Çünkü onu (güneşi) mabûd edinmişlerdi."(3) diyerek meseleyi izaha gayret etmiştir. İslâm âlimlerinin büyük ekseriyetine göre; lâfza-i celâl türetilmiş olmayan (gayrimüştak, gayrimenkûl ve mürtecel) bir isimdir. Yani, bu kelime ilk defa hakiki mabûdun özel ismi olarak ortaya konulmuştur.

     

     Allahû Teâla (cc)'nın zâtı; bütün isim, fül ve sıfatlardan önce gelir.(4) Cahiliyye döneminde; gerek hiçbir kitabı olmayan Mekke müşrikleri, gerek yahudiler ve hıristiyanlar, Allahû Teâla (cc)'ya inandıkları iddiasındadırlar. Ancak Allahû Teâla (cc)'ya, kız veya oğul nisbet ederek küfre düşmüşlerdir. Zira doğma ve doğurma, bu âlemdeki bazı canlıların vasıflarıdır. Doğan ve doğuran bütün canlılar ölümlüdür. Kur'ân-ı Kerim'de bütün bu iddialar çürütülmüştür Nitekim: "Allah hiçbir evlât edinmemiştir. O'na ortak hiçbir ilâh da yoktur. (Öyle olsaydı) Bu takdirde elbette her ilâh kendi yarattığını (sürükler) götürür ve elbette kimi kiminin üstüne çıkıp (galebe edip) yükselirdi. Allahû Teâla (cc) onların bütün vasf (u isnad) ettiklerinden münezzehtir."(5) hükmü beyan buyurulmuştur. Şurası muhakkaktır ki, Allahû Teâla (cc), yarattığı şeylerden hiçbirine benzemez. Bütün noksan sıfatlardan münezzehtir. Şimdi konunun daha iyi kavranabilmesi için, Mekke'ye putperestliğin nasıl girdiğini izah edelim: Arabistan ve özellikle Mekke'ye putperestlik, Huzaa kabilesinin (Benî Hârise kolunun) lideri olan Amr b. Luhay tarafından sokulmuştur(6) Amr b. Luhay tutulduğu bir hastalığın tedavisi için Suriye'nin Belka adı verilen bölgesine gitmiş ve orada bulunan sıcak su kaplıcalarında tedavi olmuştur. Bu sırada, orada mûkim olan kimselerin, putlara taptığını görür. Neden böyle yaptıklarını sorduğunda: "Bunlar ibadet ettiğimiz ilâhlardır.

     

     Onlardan yağmur isteriz, yağdırırlar. Yardım isteriz imdadımıza koşarlar." cevabını almıştır. Bunun üzerine, kendisine bir adet put verilmesini rica etmiş ve oradan aldığı "Hübel" isimli putu Mekke' ye getirmiştir. Daha Sonra insanları bu puta ibadet etmeye çağırmıştır (7)İmam Fahrüddin-i Razi, hadiseyi bu şekilde naklederken; Amr b. Luhay'ın o dönemde Mekke'nin yöneticisi olduğunu hassaten belirtmektedir. Ayrıca "tarihçilere göre bu olay Kral Sabur Zü'1 Ektaf zamanının başlarına tesadüf eder"(8) diyerek, Hübel'in Mekke'ye (yaklaşık olarak) miladî 310 senesinde geldiğine işaret etmektedir.Mekke müşriklerinin; hem Allahû Teâla (cc)'ya, hem ilâhlara (putlara) inandıkları kat'i nasslarla sabittir. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de "Gözünü aç!. Hâlis din Allah'ındır. O'nu bırakıp da kendilerine bir takım dostlar (putlar, ilâhlar) edinenler (derler ki): `Biz bunlara ancak bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.' Şüphe yok ki Allah onlar arasında ihtilâf edegeldikleri şeyler hakkında hükmünü verecektir..."(9) Buyurulmuştur. Dikkat edilirse müşrikler; putlarda ilâhi bir gücün olduğunu ve kendilerini Allah'a yaklaştıracağını esas almaktadırlar. Adiy b. Hatem; Fals putu sahasına getirilen ve putun mülkiyetine geçtiğine inanılan bir devenin tekrar geri alındığına şahit olmuştur.

     Deveyi gsri olan Mâlik b. Kulsum'un put tarafından çarpılacağına, başına bir felâket geleceğine inanmıştır. Aradan epey zaman geçer. Mâlik'e hiç bir felâket gelmediğini görünce, putlara olan inancı sarsılır. Önce hıristiyan olur. Daha sonra Resûl-i Ekrem (sav)'in tebliğini kabul ederek müslüman olur."(10) Müşrikler puta taş olarak değil, içinde var olduğuna inandıkları ilâhî güçten istifade için tapıyorlardı. Dolayısıyla Lâ ilâhe illâllah (Allah'dan başka ilah yoktur) demek, onlara ağır gelmiştir. Çünkü manevî güç sahibi olduğuna inandıkları putlarını, en az Allahû Teâla'yı (cc) sevdikleri kadar seviyorlardı. 

     

      Kerim'de "Bazı insanlar, Allah'dan başka O'na şerikler (ortaklar) koşarlar ve Allah'ı sever gibi onları severler"(11) hükmü beyan buyurulmuş ve müşriklerin durumu haber verilmiştir. Bu âyette geçen nidd kelimesi, çekişen eş (ortak) mânâsınadır. Fahrüddin-i Razi; "müşriklerin hem Allah'ı hem putlarını eşit derecede sevdiklerini" delileriyle izah etmiştir.(12) Günümüzde hem müslüman olduğunu söyleyen, hem beşerî bir ideolojiye inanan insanların psikolojisi, Mekke müşriklerinin tavrından farklı değildir. Kelime-i tevhidi ikrar ve tasdik eden bir kimse; Allahû Teâla (cc)'nın kitabında ve Resûl-i Ekrem (sav)'in sünnetinde yer alan bir hükmün Mutlak hakikat olduğunu tasdik etmek mecburiyetindedir. Aksi takdirde; Kelime-i tevhidin mânâsını bilmeden tekrar eden, bir papağanın durumuna düşer. Bu nokta iyi düşünülmelidir.

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


    Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

    0 Yorum Yazılmıştır

    Sehadete Davet
    Allah'ım! Recep ve Şaban ayını bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır.(Amin)Camiü's-Sağîr, 2:90; Râmuzu'l-Ehâdis, 532
    Bannerlar
    Hazirlayan : Sehadete Davet
    Esma'ül Hüsna
    Veda Hutbesi

    Veda Hutbesi

    Bismillahirrahmanir rahim

    EY İNSANLAR!

    Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyor um, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

    İNSANLAR!

    Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


    ASHABIM!

    Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


    ASHABIM!

    Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

    ASHABIM!

    Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


    İNSANLAR!

    Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

    İNSANLAR!


    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

    hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


    MÜ'MİNLER!


    Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

    MÜ'MİNLER!

    Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


    ASHABIM!

    Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

    İNSANLAR!

    Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

    İNSANLAR!

    Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

    İNSANLAR!

    Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

    "-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

    Sohbet

    Namaz Zamani
    Hadis Ve Dua

    Dosyalar
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Kuranı Kerim
    Günün Resmi
    Günlük Yazi
    Ziyaretçi
    [youtube=425,350]http://www.youtube.com/watch?v=d0C-QvQS9Ds&eurl[/youtube]
    © <$Blogcuya Uyarlama$> Düzenleyen AFFEYLE_ALLAHIM